"Kitapları hoca edinmek..."
Kitap bu cümleyle açılıyor. Modern okuma ve anlama biçimleri hocadan ziyade kitaba ve kitapla "doğrudan" muhatap olan bireye, "bir kişi"ye dayanır. İnsanlık tarihinde yeni ve problemleriyle bazı imkânları içiçe olan bir durumdur bu. Metin-kitap karşısında özgürlük hiç de fena bir şey değil aslında ama hangi seviyede, kimin için ve hangi metin karşısında?.. Özgürlüğün bilgi ve ilim alanında, kanaat edinme ve hükümler çıkarmada usulsüzlüğe, kuralsızlığa, giderek sorumsuzluğa dönüşmesini kim ve ne engelleyecek?
Farklı seviyelerde hoca edindiğiniz kitaplara, makalelere aynı zamanda tenkitçi gözle bakmak veya tenkit yazmak başka bir kademedir. Bu aşamada metnin kaynaklarını, kaynak kullanım tarzlarını, verilen hükümleri, öncelikleri, eksiklik ve fazlalıkları, hatta örtülenleri, atlananları yoklamak, nihayet hükümlerden şüphelenmek, onları bir daha tahkik edip değerlendirmek sözkonusudur. Fakat "tenkit var, tenkit var"...
Emek mahsulü ve yol açıcı bir metni sadece eksiğini göstermek, karalamak için ele almak, tenkidin en alt kademesi ve ilim ahlâkı bakımından kadrukıymet bilmezliktir. Hakiki tenkit ise bir değer biçmedir. Eserin kuvvetli ve zayıf taraflarını, delilleriyle hükümleri arasındaki nisbetleri, getirdiği yenilikleri ve satıraralarını tartışarak metni bir yukarıya çıkarmanın, aynı zamanda onu tesahüp etmenin yolunu açmaktır.
Kitaptaki on dört yazı, bu minval üzre denemelerdir. Âkif'ten Cevdet Paşa'ya, Revnakoğlu'ndan Süheyl Ünver'e, tekparti yıllarının dinî-tasavvufî düşüncesinden Kâbe yollarına...
Her biri, bir kitabın araladığı bir kapı...